Libya'da yarım kalan şantiyeler: Türk müteahhitliğinin uzun hikâyesi
1970'lerden beri Libya'da iş yapan Türk müteahhitleri, 2011 savaşıyla şantiyelerini yarıda bıraktı. Şimdi gözler, barışa bağlı bir yeniden inşa ihtimalinde.

Türk müteahhitliğinin Afrika serüveni anlatılırken çoğu zaman ilk durak Libya’dır. Çünkü Türk firmaları daha 1970’lerde Libya’da yol, konut ve altyapı projeleri üstlendi; ülke, on yıllar boyunca Türk inşaat sektörünün en büyük dış pazarlarından biri oldu. Bu hikâye, hem sektörün gücünü hem de istikrarsızlığın bedelini bir arada gösteriyor.
On yıllara yayılan bir varlık
Libya, 2011 öncesinde Türk müteahhitleri için âdeta bir okuldu: binlerce işçi, onlarca firma, milyarlarca dolarlık proje. Kaynaklar 2011 öncesi proje stokunu farklı rakamlarla (yaygın olarak 15–19 milyar dolar aralığında) verir; 1972’den bugüne uzanan toplam büyüklük ise daha da yüksek anılır. Bu sayıları kesin değil, mertebe gösteren büyüklükler olarak okumak gerekir.
Savaşın yarıda bıraktığı
2011’deki savaş, bu tabloyu bir anda dondurdu. Yüzlerce proje yarıda kaldı; firmalar şantiyelerini, ekipmanlarını ve çoğu zaman tahsil edilmemiş alacaklarını geride bırakmak zorunda kaldı. Bu, sektör için yalnızca ertelenen bir kazanç değil, gerçek bir kayıptı.
Bir şantiyeyi yarıda bırakmak, yalnızca betonu değil; yıllarca kurulan güveni ve emeği de askıya almaktır.
Yeniden başlatma çabası
Son yıllarda iki ülke, yarım kalan işleri yeniden başlatmaya ve eski alacakları çözmeye yönelik çerçeve anlaşmaları imzaladı. Türk firmalarının yalnızca Trablus’ta değil, ülkenin doğusundaki bazı şehirlerde de yeni altyapı ve sağlık projeleri için temaslar geliştirdiği bildiriliyor. Bu, ülkedeki siyasi bölünmenin ötesinde, yeniden inşanın ülke geneline yayılabileceğine dair bir işaret.
Koşul: istikrar
Ama bütün bu beklentilerin tek bir ön koşulu var: istikrar. Yeniden inşa, ancak güvenlik ve siyasi belirsizlik azaldığında gerçek bir iş hacmine dönüşebilir. Bu yüzden Libya’yı “büyük bir fırsat” olarak anarken, bu fırsatın koşullu olduğunu da yazmak dürüstlüğün gereği.
İhracatçıya ve müteahhide not
Libya’da iş, yüksek getiri kadar yüksek risk de barındırır: ödeme güvencesi, güvenlik ve sözleşmelerin hukuki zemini titizlikle ele alınmalı. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; Libya’da iş üstlenmeden önce Türkiye Müteahhitler Birliği’nin, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın ve sahadaki temsilciliklerin güncel değerlendirmelerine başvurmak şart.
Yarım kalan şantiyelerin yeniden açılıp açılmayacağını, sonuçta sahanın değil, barışın belirleyeceği açık.
Yeniden inşa projesinde ödeme güvenliği
Libya’da geçmişten kalan alacaklar ile yeni proje fırsatları aynı dosyada değerlendirilmemeli. Yeni sözleşmede işverenin hukuki yetkisi, bütçe kaynağı, avans teminatı, hakediş para birimi ve ödeme bankası açıkça yazılmalı. Güvenlik koşulları şehirden şehre değiştiği için personel, konaklama, tahliye ve sigorta planı saha bazında hazırlanmalı. Malzeme ithalatında liman ve gümrük gecikmesi takvime eklenmeli. Tahkim yeri ile uygulanacak hukuk maddesi, uyuşmazlık çıktıktan sonra değil imzadan önce uzman tarafından incelenmeli. Büyük yeniden inşa ihtiyacı, tahsilat ve yetki riskini kendiliğinden azaltmaz.
Personel gönderilmeden önce Dışişleri Bakanlığının seyahat duyurularını, yerel güvenlik prosedürünü ve sigortanın coğrafi istisnalarını aynı gün kontrol edin; poliçe adı tek başına fiilî teminat kanıtı değildir.
İlgili okuma
Pazar fırsatını mevzuat ve uygulama koşullarıyla birlikte tartmak için, Afrika’nın yükselen pazarları: Türk iş insanı için fırsat haritası dosyasını da açın. Bu karşılaştırma pazar araştırmasını fiyat bilgisinden çıkarıp uygulanabilir bir kontrol listesine dönüştürür.


