İki Akdeniz, bir kültür: Tunus ile Türkiye'nin sessiz yakınlığı
Hamamından mutfağına, medina sokaklarından televizyon ekranlarına: Tunus ile Türkiye arasındaki yakınlık, anlaşmalardan önce kültürde kuruldu.
İki ülke arasındaki yakınlık, çoğu zaman resmî anlaşmalardan önce gündelik hayatta kurulur. Türkiye ile Tunus arasında da öyle: Akdeniz’in iki yakasındaki bu halklar, mutfaktan hamama, mimariden gündelik âdetlere kadar şaşırtıcı ölçüde ortak bir kültürü paylaşıyor.
Akdeniz’in ortak dili
Tunus’un mavi-beyaz kıyı kasabaları, baharatlı mutfağı ve çay kültürü, Türk gezgine çoğu zaman tanıdık gelir. Bu benzerlik tesadüf değil: yüzyıllarca aynı Akdeniz ticaret ve kültür havzasını paylaşan, uzun süre aynı siyasi çatı altında yaşamış iki toplumun ortak mirası. Hamam geleneği, çarşı kültürü ve el sanatları, bu paylaşılan geçmişin bugüne kalan izleri.
Medina’nın hafızası
Tunus’un kalbindeki Medina, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde; dar sokakları, camileri ve çarşılarıyla asırlık bir kentin canlı belleği. Buradaki Osmanlı dönemi yapıları — Barbaros Hayreddin’le anılan miras dâhil — iki ülkenin ortak tarihine dokunan birer durak. Bu mirası bir “Türk eseri” olarak sahiplenmek değil, iki halkın ortak emaneti olarak anmak, doğru olan.
Kültürel yakınlık, en sağlam diplomasidir: imza gerektirmez, kendiliğinden kurulur.
Dil ve ekran
Türkiye’nin kültür diplomasisi de bu zemini besliyor. Yunus Emre Enstitüsü, Türkçe ve Türk kültürü programlarıyla Tunus’ta ilgi görüyor. Türk dizileri ise — kıtanın pek çok yerinde olduğu gibi — Tunus’ta da geniş bir izleyici kitlesine ulaştı; bu popülerlik, iki halk arasındaki merakı ve yakınlığı artıran sıcak bir köprü kurdu. (Bu etkiyi abartmadan, gözlemlenen bir eğilim olarak anmak yeterli.)
Turizmin iki yönü
Yakınlık turizmde de karşılık buluyor. Türk gezginler Tunus’un plajlarını, medinasını ve çöl kapısı vahalarını keşfederken; Tunuslu ziyaretçiler de İstanbul ve çevresine ilgi gösteriyor. İki yönlü bu hareket, kültürel bağı ekonomik bir boyutla da besliyor.
Saygıyla okumak
Bu yakınlığı anlatırken gazetemizin ilkesi nettir: Tunus, kendi köklü kimliği ve tarihiyle, kendi başına bir kültür merkezi. İki halk arasındaki benzerlikleri, birini diğerinin uzantısı gibi göstermeden, eşit ve karşılıklı bir akrabalık olarak anmak gerekiyor.
Sonuç
Türkiye ile Tunus arasındaki bağın belki en sağlam ayağı, hiçbir anlaşmaya ihtiyaç duymadan işleyen bu kültürel yakınlık. Akdeniz’in iki yakası, birbirine yabancı değil; uzun zamandır tanıdık.