Sevakin'in taşları: Türkiye ile Sudan'ın ortak mirası ve bugünkü sınavı
Kızıldeniz kıyısındaki bir mercan-taşı kentin restorasyonu, iki ülkenin ortak tarihini canlandırmayı hedefliyordu. Savaş, bu hayali de sınava soktu.
Kızıldeniz’in Sudan kıyısında, bir zamanlar bölgenin en işlek limanlarından biri olan Sevakin (Suakin) adası vardır. Mercan taşından inşa edilmiş beyaz binaları, hanları ve camileriyle bu küçük ada, yüzyıllar boyunca Afrikalı hacıların Mekke’ye giderken uğradığı bir durak, Osmanlı’nın Kızıldeniz’deki bir kapısıydı. Zamanla terk edilen ve yıkılmaya yüz tutan Sevakin, son yıllarda Türkiye ile Sudan’ın ortak mirasını canlandırma çabasının da simgesi oldu.
Taşı taşa eklemek
2017’deki Türkiye–Sudan zirvesinin ardından, Sevakin’in Osmanlı dönemi eserlerinin restorasyonu TİKA aracılığıyla başladı. Hanefî ve Şâfiî camileri, eski gümrük binası ve yaklaşık iki asırlık idari yapılar, mimar ve uzmanlardan oluşan ekiplerce elden geçirilmeye başlandı. Amaç, adayı bir kültür ve turizm merkezi olarak yeniden hayata döndürmekti; Türkiye, projenin sivil bir miras çalışması olduğunu defalarca vurguladı.
Bu çabanın bölgede bazı çevrelerce dikkatle izlendiğini de eklemek gerek; Kızıldeniz hattındaki her hamle, komşu ülkelerin gözünden jeopolitik bir anlam taşıyabiliyor. Bu yüzden Sevakin’i bir rekabet hamlesi olarak değil, öncelikle bir restorasyon ve miras projesi olarak okumak, olgulara en uygun çerçeve.
Bir kentin taşlarını onarmak, aslında bir hafızayı onarmaktır. Sevakin’de yapılan da buydu: ortak bir geçmişi yeniden okunur kılmak.
Sınıf ve dil
Ortak mirasın yalnızca taşla değil, eğitimle de örülen bir yanı vardı. Türkiye Maarif Vakfı, 2017’de Sudan’da daha önce Gülen hareketine — Türkiye’nin FETÖ olarak nitelediği yapıya — bağlı olan okulları devraldı ve Hartum’da eğitim vermeye başladı. Yunus Emre Enstitüsü de Hartum’da bir şube açarak Türkçe ve kültür programları yürüttü. Türkiye bursları ise çok sayıda Sudanlı öğrenciye Türkiye’de okuma imkânı sundu.
Savaşın sınavı
Ne var ki bu tablonun büyük bölümü, 2023’te başlayan savaşla birlikte askıya alındı ya da belirsizleşti. Sudan’ın eğitim sistemi büyük ölçüde sekteye uğradı; milyonlarca çocuk okul dışında kaldı. Sevakin’deki restorasyonun, Maarif okullarının ve kültür merkezlerinin bugünkü durumu büyük ölçüde belirsiz. Bu yüzden bütün bu başlıkları, “savaş öncesi kazanımlar” olarak ve durumlarının değişmiş olabileceği notuyla aktarmak gerekiyor.
Bunu söylerken acıyı küçümsememek esastır: bir ülkede milyonlarca insan yerinden edilmiş, açlık ilan edilmişken, kültür projelerinden söz etmek ancak bu gerçeğin gölgesinde anlam taşır. Sevakin’in taşları yerinde duruyor olabilir; ama o taşların etrafındaki ülke, derin bir yaranın içinden geçiyor.
Umut, barışa bağlı
Sevakin hikâyesi, Türkiye ile Sudan arasındaki bağın hem ne kadar köklü hem de bugün ne kadar kırılgan olduğunu birlikte gösteriyor. Ortak miras yerinde duruyor; ama onu yeniden canlandıracak asıl koşul, ülkeye barışın geri dönmesi. O gün geldiğinde, bu sayfalarda Sevakin’i yeniden ve bu kez umutla anlatmayı diliyoruz.