Türkiye ve Güney Sudan: Dünyanın en genç ülkesiyle filizlenen bağ
2011'de bağımsızlığını kazanan dünyanın en genç ülkesi Güney Sudan ile Türkiye arasındaki ilişki, kuruluşundan bu yana mütevazı ama insani bir zeminde sürüyor.
Dünya haritasının en yeni çizgisi, Güney Sudan’a aittir. Ülke, uzun ve acılı bir mücadelenin ardından 9 Temmuz 2011’de bağımsızlığını ilan etti ve dünyanın en genç devleti oldu. Türkiye, bu doğuma ilk tanıklık eden ülkeler arasındaydı; bağımsızlık törenine bakan düzeyinde katıldı. O günden bu yana iki ülke arasındaki ilişki mütevazı ölçekte, ama insani bir zeminde sürüyor.
Kuruluşa tanıklık
Türkiye, Güney Sudan’ı bağımsızlığının hemen ardından tanıdı ve 2011’de başkent Juba’da bir büyükelçilik açtı; Güney Sudan da 2012’de Ankara’da temsilcilik kurdu. İlişki büyük ölçüde büyükelçilik ve çalışma düzeyinde yürüdü; üst düzey temaslar sınırlı kaldı. (Burada bir uyarı gerekiyor: Türkiye’nin “Sudan” ile ilişkilerine dair haberlerin çoğu, kuzeydeki komşu Sudan’ı, yani Hartum’u işaret eder; iki ülkeyi karıştırmamak önemli.)
Juba’ya inen hat ve insani el
Türk Hava Yolları’nın Juba seferleri, bu genç ülkeyi İstanbul üzerinden dünyaya bağlayan önemli bir köprü. İlişkinin en sıcak ayağı ise insani yardımda: TİKA, Güney Sudan’da küçük ama hayata dokunan projeler yürüttü — Juba’daki balıkçılara verilen balıkçılık ekipmanları, bir yetimhaneye yapılan gıda yardımı, sel felaketinde sağlanan destek ve mesleki eğitim katkıları bunların arasında. İki ülke arasındaki ticaret ise henüz çok küçük; bunu dürüstçe belirtmek gerekiyor.
En genç ülkelere uzanan en değerli el, çoğu zaman bir yatırım değil, bir dayanışmadır.
Hassas ve duyarlı bir çerçeve
Güney Sudan’ı anlatırken büyük bir duyarlılık gerekiyor. Ülke, bağımsızlığından kısa süre sonra, 2013–2018 arasında yıkıcı bir iç savaş yaşadı; bu savaş büyük can kayıplarına ve kitlesel yerinden edilmeye yol açtı. 2018’deki barış anlaşması kırılgan bir istikrar sağladı; ülke zaman zaman yeniden gerginliklerle ve ağır bir insani krizle karşı karşıya kalıyor. Petrole aşırı bağımlı ekonomisi, komşu Sudan’daki savaşın boru hattını etkilemesiyle de sarsıldı.
Gazetemizin tutumu nettir: bu zorlukları onurla, geçmiş ve süregelen kırılganlık çerçevesinde aktarmak; ülkenin iç siyasetinde (liderler arasındaki gerilimlerde) hiçbir tarafı desteklememek; ve Güney Sudan halkının zorlu koşullara rağmen yeni bir ulus kurma emeğini saygıyla anmak.
Sonuç
Türkiye–Güney Sudan ilişkisi, dünyanın en genç ülkesiyle insani bir zeminde filizlenen mütevazı bir bağ. Bir sonraki yazımızda bu genç ülkenin kuruluş hikâyesini ve halkının dayanıklılığını saygıyla ele alacağız.