Türkiye ve Sudan: Köklü bir bağ, savaşın gölgesinde
Osmanlı'dan kalma bir liman, 2017'de imzalanan onlarca anlaşma ve sonra her şeyi değiştiren bir savaş. Türkiye–Sudan ilişkisini bugün, ülkedeki insani felaketi merkeze almadan anlatmak mümkün değil.
Bu yazıya bir uyarıyla başlamak gerekiyor: Sudan, Nisan 2023’ten bu yana Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren bir iç savaşın içinde. Bu savaş, dünyanın en büyük yerinden edilme ve açlık krizlerinden birine yol açtı; milyonlarca insan evini terk etti, milyonlarca insan insani yardıma muhtaç hale geldi. Türkiye–Sudan ilişkisini anlatırken bu gerçeği bir dipnot değil, çerçevenin kendisi olarak almak zorundayız. Bu gazete savaşın taraflarından hiçbirini desteklemez; yalnızca olguları, tarihleriyle birlikte aktarır.
Asırlara uzanan kök
Türkiye ile Sudan arasındaki bağ yeni değil. Kızıldeniz kıyısındaki Sevakin (Suakin) adası, Osmanlı döneminde önemli bir liman ve Afrikalı hacıların Mekke yolculuğunda bir durak noktasıydı. Bu ortak tarih, modern ilişkinin de duygusal zeminini oluşturdu.
2017 Aralık’ında Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir Türk cumhurbaşkanının Sudan’a ilk ziyaretini gerçekleştirdi; yanında yaklaşık 200 iş insanı vardı ve çok sayıda anlaşma imzalandı. Sevakin’deki Osmanlı eserlerinin restorasyonu da bu dönemde TİKA aracılığıyla gündeme geldi. Türkiye, projenin amacının askerî değil, sivil ve turistik olduğunu vurguladı.
Savaşın değiştirdiği tablo
15 Nisan 2023’te başkent Hartum’da çatışmalar patlak verdiğinde, ilişkinin somut ayakları da bir anda değişti:
- Tahliye. Türkiye, ülkedeki 1.380’den fazla vatandaşını Nisan 2023’te tahliye etti; çoğu kara yoluyla Etiyopya üzerinden İstanbul’a ulaştı.
- Büyükelçilik. Türkiye, büyükelçiliğini Mayıs 2023’te Hartum’dan Port Sudan’a taşıdı ve diplomatik faaliyetlerini buradan sürdürdü.
- Uçuşlar. Türk Hava Yolları’nın Hartum seferleri savaşla birlikte durduruldu. Havayolu, Sudan’a dönüşünü Eylül 2025’te yaptı — ama Hartum’a değil, Port Sudan’a. Hartum seferleri bu yazının hazırlandığı dönemde yeniden başlamamıştı.
Savaş, bir ilişkinin haritasını da yeniden çizer: büyükelçilik taşınır, uçuş bir başka şehre iner, “yarın” belirsizleşir.
Bugün nerede duruyoruz?
Savaşa rağmen diplomatik temas tümüyle kesilmedi. İki ülke arasında iş insanlarına yönelik vize muafiyeti gibi adımlar konuşuldu ve Türkiye, çatışmada olası bir arabulucu olarak da anıldı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ise savaş öncesi seviyelerinden (2022’de yaklaşık 680 milyon dolar) belirgin biçimde geriledi.
Burada dürüst olmak gerekiyor: Sevakin restorasyonu, tarım yatırımları, okullar ve kültür merkezleri gibi savaş öncesi başlıkların bugünkü durumu büyük ölçüde belirsiz ya da askıda. “Yeniden inşa” da henüz bir gerçek değil, barışa bağlı bir umut. Sudan’ı pasif bir yardım alıcısı olarak değil, derin tarihî bağları olan egemen bir ortak olarak görmek; ve her şeyden önce, ülkedeki insani acıyı küçümsememek — bu yazının iki temel ilkesi.
Sonuç
Türkiye–Sudan ilişkisi, yüzyıllara yaslanan bir bağ ile bugünün ağır gerçekliği arasında duruyor. Köprü hâlâ ayakta; ama üzerinden geçen trafik, savaşın bitmesini bekliyor. Bir sonraki yazımızda Sevakin’in taşlarını ve iki ülkenin ortak mirasını, bugünkü kırılganlığıyla birlikte ele alacağız.