14 Haziran 2026 Pazar · Afrika Yıl 1 · Dijital Baskı Ücretsiz · Bağımsız · Reklamsız

Afrika Türk Postası Afrika'daki Türk diasporasının bağımsız gazetesi

Toplum

Mogadişu'daki Türkler: Bir liman, bir hastane ve bir okulun etrafında kurulan hayat

Türkiye'nin dünyadaki en büyük büyükelçiliklerinden biri burada. Ama asıl hikâye binada değil; limanı işleten mühendiste, hastanedeki hemşirede, okuldaki öğretmende.

Mogadişu sahili, liman vinçleri ve şehir silüeti
Mogadişu sahili, liman vinçleri ve şehir silüeti · AMISOM Public Information / Openverse (CC0)

Afrika’daki Türk varlığını anlamak isteyen biri, yolunu mutlaka bir kez Mogadişu’dan geçirmeli. Çünkü Somali’nin başkenti, Türkiye’nin kıtadaki en derin, en çok yönlü ilişkilerinden birinin sahnesi. Burada Türkiye yalnızca ticaret yapmıyor; bir şehrin yeniden ayağa kalkışına ortak oluyor. Ve bu ortaklığı kuran, soyut bir devlet değil; limanı işleten mühendis, hastanede çalışan hemşire, sınıfta ders veren öğretmen — yani gündelik hayatın içindeki Türk topluluğu.

Her şey 2011’de değişti

İlişkinin dönüm noktası, 2011’deki büyük kıtlık. Güvenlik gerekçesiyle pek çok ülkenin uzak durduğu bir dönemde Türkiye’nin Mogadişu’ya uzanan eli, iki ülke arasında sıradan diplomasinin ötesinde bir bağ kurdu. O günden bu yana Türkiye, şehirde okullar, hastaneler ve altyapı projeleriyle kalıcı bir varlık inşa etti. Bugün Türkiye’nin dünyadaki en büyük büyükelçilik kampüslerinden biri Mogadişu’da.

Hayatın döndüğü üç merkez

Mogadişu’daki Türk topluluğu, üç kurumsal merkezin çevresinde örgütlenmiş gibidir:

  • Liman ve havalimanı. Şehrin dünyaya açılan iki kapısı da Türk firmalarınca işletiliyor. Bu, yalnızca ticaret değil; lojistik, mühendislik ve idari kadrolardan oluşan kalıcı bir Türk iş gücü demek.
  • Hastane. Şehrin en donanımlı sağlık tesislerinden biri, Türk desteğiyle kuruldu ve uzun süre Türk sağlık personelinin katkısıyla işledi. Doktorlar, hemşireler ve teknik ekip, topluluğun önemli bir bölümünü oluşturuyor.
  • Okullar. Türkiye Maarif Vakfı’nın okulları, hem Somalili öğrencilere hem de Türk ailelerin çocuklarına eğitim veriyor. Bir okul, bir topluluğun kalıcılığının en güçlü işaretidir: çünkü okul, “buraya yerleşiyoruz” demektir.

Bir şehirde liman işletiyorsanız ticaret yaparsınız; ama okul açıyorsanız, orada bir gelecek kuruyorsunuz demektir.

Topluluğun dokusu

Mogadişu’daki Türkler tek tip değil. Aralarında müteahhitlik projelerinde çalışan mühendisler, sağlık personeli, eğitimciler, güvenlik ve teknik eğitim alanında görevliler, sivil toplum ve yardım kuruluşu çalışanları, lojistik ve ticaret insanları var. Bu çeşitlilik, görece küçük ama sıkı dokunmuş bir topluluk yaratıyor: birbirini tanıyan, dayanışan, ortak iftarlar ve bayramlaşmalar düzenleyen bir çevre.

Şehrin getirdiği zorluklar da gerçek: güvenlik en başta gelen kaygı, gündelik hayat belli kurallar ve önlemler etrafında şekilleniyor. Yine de uzun süredir burada yaşayanların ortak söylemi, ilk günlerin tedirginliğinin yerini zamanla bir aidiyete bıraktığı yönünde.

Karşılıklı bir bağ

Bu ilişki tek yönlü değil. Türkiye’de okuyan binlerce Somalili öğrenci, mezun olduktan sonra iki ülke arasında doğal bir köprü oluşturuyor. Türkçe bilen, Türkiye’yi tanıyan bir Somalili kuşak; Somali’yi tanıyan, Mogadişu’da yaşamış bir Türk kuşağıyla buluşuyor. İşte diaspora gazeteciliğinin anlatmaya değer bulduğu tam da bu: kurumların değil, insanların kurduğu bağ.

Sonuç

Mogadişu, kıtadaki Türk varlığının en yoğunlaşmış örneği: ticaret, yardım, eğitim ve sağlık aynı şehirde iç içe. Ama hatırlanması gereken şey, bütün bu başlıkların arkasında tek tek hayatların olduğu. Afrika Türk Postası olarak amacımız, Mogadişu’dan Dakar’a kıtanın dört bir yanındaki bu hayatları, manşetlerin altında kalmış bu hikâyeleri görünür kılmak. Topluluk haberleri ve portreler için Toplum bölümümüzü takip edin.