Türkiye ve Lesotho: 'Gökyüzündeki krallık' ile filizlenen bağ
Güney Afrika'nın tam ortasında, dağların üzerinde kurulu bir krallık olan Lesotho ile Türkiye arasındaki ilişki henüz çok sınırlı; ama 2024'teki başbakan ziyaretiyle ilk adımlar atıldı.
Dünya haritasında ender görülen bir görüntü vardır: bir ülkenin tümüyle başka bir ülkenin içinde kalması. Lesotho bunun örneği — Güney Afrika tarafından her yandan çevrelenmiş, dağların üzerinde kurulu bir krallık. “Gökyüzündeki Krallık” diye anılan bu eşsiz ülke ile Türkiye arasındaki ilişki henüz çok yeni ve sınırlı; ama 2024’te ilk somut adımlar atıldı. Bu yazıda tabloyu dürüstçe aktaracağız.
İlk adımlar
Türkiye’nin Lesotho’da yerleşik bir büyükelçiliği yok; ilişkiler Pretoria’daki (Güney Afrika) büyükelçilik üzerinden, yani yerleşik olmayan bir temsil biçimiyle yürüyor. İlişkinin en somut kilometre taşı, Kasım 2024’te yaşandı: Lesotho Başbakanı Sam Matekane, Ankara’yı ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından ağırlandı. Bu, Lesotho’dan Türkiye’ye yapılan en üst düzey ziyaret olarak anıldı; görüşmede Afrika ortaklığı ve ticaret gibi genel başlıklar ele alındı. İki ülke arasındaki ilişkiyi “kurulmakta olan, erken aşamada” diye tanımlamak gerçeğe en uygun olan.
Coğrafyanın belirlediği ekonomi
Doğrudan bir Türk Hava Yolları seferi bulunmuyor; denize kıyısı olmayan ve Güney Afrika’yla çevrili Lesotho’ya ulaşım, Johannesburg üzerinden sağlanıyor. İki ülke arasındaki ticaret de henüz çok küçük; güvenilir bir rakam yok. Lesotho ekonomisi tekstil ve hazır giyim (ülke, Sahraaltı Afrika’nın ABD’ye en büyük tekstil ihracatçılarından biri), elmas ve su ihracatına dayanıyor.
Bazı ilişkiler bir zirveyle değil, bir ilk ziyaretle başlar; ve bu ilk adım, çoğu zaman en zor ama en değerli olanıdır.
Suyun zenginliği
Lesotho’nun en özgün ekonomik varlığı, dağlarından akan su. Ülke, Lesotho Yaylaları Su Projesi aracılığıyla komşusu Güney Afrika’ya su satıyor; “beyaz altın” da denen bu kaynak, dağlık bir ülkenin doğanın armağanını gelire çevirme biçimi. Bu, Lesotho’nun ekonomik olarak Güney Afrika’ya bağlı olduğu gerçeğini de gösteriyor — ki bu bağımlılığı, ülkenin egemenliğini küçümsemeden, olgusal biçimde anmak gerekir.
Saygılı bir çerçeve
Lesotho’yu anlatırken, ülkenin eşsiz coğrafyasını bir tuhaflık değil, kendine özgü bir zenginlik olarak; anayasal monarşisini (Kral Letsie III devlet başkanı) ise saygıyla anmak gerekiyor. Küçük ve dağlık bir ülke olmasının getirdiği zorlukları da sempatik ve olgusal bir dille ele almak şart.
Sonuç
Türkiye–Lesotho ilişkisi, “Gökyüzündeki Krallık” ile yeni filizlenen, çok genç bir bağ. Bir sonraki yazımızda bu eşsiz dağ krallığının kültürünü — Basotho battaniyesini, midilli geleneğini ve Afrika’da kar yağan dağlarını — saygıyla ele alacağız.