Türkiye ve Zimbabve: 'Doğuya bakış' politikasında bir ortak
Batı yaptırımlarının gölgesinde 'Doğuya bakış' politikası izleyen Zimbabve, Türkiye ile ilişkilerini 2017 sonrası belirgin biçimde geliştirdi. Bağ genç ama büyümeye açık.
Güney Afrika’nın bereketli yaylalarındaki Zimbabve, zengin maden ve tarım kaynaklarına sahip, ama son on yıllarda ekonomik ve siyasi zorluklarla anılan bir ülke. Uluslararası ilişkilerde “Doğuya bakış” (Look East) politikası izleyen Zimbabve, Türkiye ile ilişkilerini özellikle 2017’den sonra belirgin biçimde geliştirdi.
Diplomasinin zemini
İki ülke diplomatik ilişkilerini 1982’de kurdu. Türkiye, Harare Büyükelçiliği’ni 2011’de açtı; Zimbabve de Ankara’daki büyükelçiliğini 2019’da kurup 2021’de resmen faaliyete geçirdi. Cumhurbaşkanı Emmerson Mnangagwa, Aralık 2021’deki İstanbul’daki Türkiye–Afrika Ortaklık Zirvesi’ne katıldı; 2022’de ise Türk dışişleri bakanı Zimbabve’yi ziyaret etti ve iki ülke ilişkileri “kazan-kazan” olarak nitelendirdi.
Maden ve tarım ticareti
İki ülke arasındaki ticaret henüz mütevazı (birkaç on milyon dolar düzeyinde) ama büyüyor. Zimbabve Türkiye’ye platin, altın, tütün ve pamuk ihraç ederken; Türkiye makine, araç, gübre, kimyasal ve gıda ürünleri gönderiyor. Rakamları kaynağa göre değiştiği için yaklaşık okumak gerekir. Zimbabve, madencilik, tarım, altyapı ve güneş enerjisi alanlarında Türk yatırımı arıyor.
İki ülke arasındaki ticaret bir tohum gibidir: küçük başlar, ama doğru koşullarda hızla büyür.
Hava bağlantısı ve eğitim
Hava bağlantısı konusunda dürüst olmak gerekiyor: iki ülke 2017’de bir hava ulaştırma anlaşması imzaladı; ancak doğrudan Türk Hava Yolları seferinin operasyonel hale gelip gelmediği konusunda güncel kaynaklara bakmak gerekir. Türkiye bursları Zimbabveli öğrencilere açık; TİKA’nın ülkedeki çalışmaları ise daha sınırlı biçimde belgelenmiş.
Hassas başlıklar: tarafsız kalmak
Zimbabve’yi anlatırken birkaç hassas konuya dengeli yaklaşmak gerekiyor. Ülke, Batılı ülkelerin yaptırımlarına maruz kaldı ve bu yaptırımların kapsamı zaman içinde değişti; gazetemiz bu konuda taraf tutmaz, gelişmeleri olgusal aktarır. Ülkenin 2000’lerdeki toprak reformu, son derece hassas ve farklı bakış açıları olan bir konu; yalnızca gerektiğinde, tarafsız ve çok perspektifli biçimde anılmalı. Geçmişteki hiperenflasyon ve para birimi sorunları da, yargılayıcı değil olgusal bir ekonomik bağlam olarak ele alınmalı.
Sonuç
Türkiye–Zimbabve ilişkisi, “Doğuya bakış” politikası zemininde büyüyen genç bir ortaklık. Bir sonraki yazımızda Zimbabve’nin köklü tarihini — adını veren Büyük Zimbabve harabelerini — ve doğal harikalarını saygıyla ele alacağız.